DİNLER VE MUHAMMED’İN İNANÇ DÜNYASI

23/07/2009

Bu konu açıldığında islam bilginleri ve müslümanlar suya sabuna dokunmuyor,suskun kalmayı tercih ediyorlar. Google’da “hz.muhammedin peygamberlik oncesi inanci” diye yazarak araştırma yaptığınızda islamci sitelerin demagoji bile yapmadiğini göreceksiniz..İslamin tabularindan biridir..Kimse dokunmak istemiyor..

40 yaşinda peygamber olduğunu iddia eden muhammed islam yokken hangi dine inaniyordu?

muhammedin hayatini anlatan en onemli kaynak siyer-i nebiden bir alinti..

peygamberimiz dogdugunda bazi hadiseler vukua geldi.!!!

Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Peygamberimiz ,Anadan Sünnetli ve göbeği kesik olarak doğdu.

Peygamberimiz doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini ,yere dayamış başını semaya kaldırmış olarak doğdu.

Peygamberimiz doğduğu zaman ,bir yıldız doğmuş ve bilginler, bu yıldızın doğduğu gece,Ahmed doğmuştur DedilerBir çok Yahudi Alimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede doğduğunu yakınlarına bildirmişlerdir.

Peygamberimiz doğduğu gece Kisranin sarayından on dört şerefe yıkıldı

İranlıların,bin yıldan beri hiç sönmeden yanan Atesgedeleri sönüverdi.

Save Gölünün suyu çekildi.

Sema ve Vadisini su bastı.

İran şahı, Arapların, ülkesini istila edeceğini rüyasında gördü,ve telaşa düştü.

gördüğümüz gibi islami cenah muhammedin doğumundaki ayrıntıları bile en ince detayına kadar anlatıyor..islamcı yazarlar, 1400 yıl önceki olayları anlatırken dili geçmiş zaman kullanmıyorlar. Örnekleyecek olursak; Peygamberimiz ,Anadan Sünnetli ve göbeği kesik olarak doğdu.Sanki arkadaşlar doğumda bulundular..anlatım tarzı o..kesinlik ifade ediyor..

batı, dunyayi etkileyen kişiliklerin basina muhammedi koyar…buna katılmamak olasımıdır..hitler ve stalin’de bir dönemler dünyayı etkilemişti.insanları beline bomba bağlayıp kendilerini patlatacak kadar kaç lider etkileyebilmiştir..ancak bu tür liderler gurur değil utanç kaynağı olabilir. Ataturk ile gurur duyamayan zevat tabiki muhammed ile gurur duyacak, tv’de humeyniyi sevdiğini haykıracaktır.

müslümanlar, batılıların yaptığı bu siralama ile gurur duyarlar da, batılılarin neden müslüman olmadığını sorgulamazlar..

islam gelene kadar tedavüldeki din hristiyanlıksa, muhammed hristiyan olmalıydı.islamcıların savı hristıyanlığıda allah göndermişti…muhammed’de doğduğunda tanrısını bakmıştı..yani allah’ını dogar doğmaz bulmuştu. o zaman 40 yaşına gelene kadar allahın dini hristiyanlığa katılmış olmalıydı. Böyle bir bilgiyi onaylayan günümüze ulaşmış herhangi bir kanıt yok.

allah neden kendi gönderdiği musevilik ve hristiyanlığı duzeltmek icin elçi göndermedi de yeni bir din göndererek insanların kafasını karıştırdı..?

siyasi partilerdeki muhalif kanadın yapması gereken parti içi muhalefettir..yani partide kalıp yonetimi ele geçirmek üzere çalışmak..ayrılıp bir başka parti kurmak siyasal sorunları berberinde getiriyor.seçmeni bölüyor, rakip partilerin ekmeğine yağ sürüyor..ortalama siyaseti bilen herkes bunu kabul eder..allah’ı muhammedi mesih olarak gönderip bozuldu denilen hristiyanlığı revize edemezmiydi? Allah bilemezmiydi gonderdiği yeni elçinin kaosa neden olacağını.. ben bu yazımda bunlarıda  hikmetinden sual edeceğim!!

Dönelim muhammed mustafaya…yoksa o semavi denilen dinler dışında bir başka dine mi inanıyordu..?

Muhammed potpori bir din yaratmıştır.yeni bir tasarımı olmadığından kendinden önceki dinleri kabul etmek zorunda kalmıştır.söylemleri özgün değildir.incilden, tevrattan,sümerlerlerden,hintlilerden  ve   paganlardan devşirdiklerini kuran’a sokmuştur.

İslamdaki çelişkilerin içinden çıkamayan müslümanlar ilk insan oldugunu öne sürdükleri ademden itibaren bütün peygamberin müslüman oldukları yalanına başvururlar.oysa muhammedin böyle bir savı yoktur. onun kurana koyduğu ayeti görmezden gelirler..

enam 14. De ki: Bana müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma!

Geçen gün cüppeli ahmet hocanın teke tek proğramında fatih altay’lı ile yaptığı proğramı izledim..

ben malta’da jet ski ile denize girdiğimi söylüyorum, müritlerim hayır sen denize girmedin diyorlar.Ben mehdi değilim diyorum, müritlerim sen mehti’sin diyorlar, diyerek  samimi olarak anlatıyordu.. Bir nevi şeyh uçmaz mürit uçurur durumu.

KURAN’DAKİ ALLAH NEDEN VE NELERE YEMİN EDER

Kuranda dikkatimizi çekenler arasında  her seyi yarattigini öne süren allahın , kendi yarattiklarinin üstüne  yemin etmesi.. allah neden yemin etme gereği duyar..?

yemin ettiklerinin basinda ise güneş, ay, yıldız, sabah, aksam, gece gündüz gelir..

74/32-Yemin olsun aya,

74/33-Dönüp gittiği an geceye andolsun.

79/29- O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.

84/17. Geceye ve onda basan karanlığa,

84/18. Dolunay olmuş aya ,

89/1- Tan yerinin ağarmasına andolsun,

89/2- On geceye andolsun,

89/4- Geçip giden geceye andolsun

91/1- Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,

91/2- Onu izlediğinde Ay’a andolsun,

91/3- Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,

91/4- Onu bürüdüğünde geceye andolsun,

92/1- (Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun,

92/2- Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,

93/1- Kuşluk vaktine and olsun…

her ne kadar erkeği ve dişiyi yaratana diyerek kendine yemin edip komik duruma düşşede, genellikle güneş hareketlerinden meydana gelen olaylara yemin eder kurandaki allah.

kuranın bir vahiy kitabı olmadığı, muhammedin söylemi olduğu islam öncesi arap geleneği olan yeminden de bellidir…kutsala yemin ediliyorsa muhammedin kutsalının  gökyüzü cisimleri oldğunu söyleyebiliriz..O zaman aklımıza kaçınılmaz şu soru geliyor..

O bir güneş dini tapınırımıydı? ..

doğumu bütün ayrıntıları ile yüzlerce sitede yazarken, neden peygamberlik öncesi inancina kimse dokunmuyor, bu konuyu yok sayıyordu?

Bu çalışmadan amacım ise muhammedin islam peygamberiyim diye ortaya çıkmadan önceki inancını sorgulamak…

DİNLERİN ORTAYA ÇIKIŞI

Semavi dinlerin kökeni branhmanizm…hint dini

İbrahim peygamber konusunda bazı öz bilgiler vermekte fayda var. İbrahim , Tevrat’ta İbranice adı Abraham olarak anılır.

Yahudiler tarihi Kitabında, Yahudi tarihçi ve ilahiyatçı Flavius Josephus (M.S. 37 – 100), Yunan filozof Aristo’nun “..bu Yahudiler Hint Filozoflardan gelmedirler, Hintliler onlara Kalani derler.” Martin Haug, Farsilerin Kutsal Dil, Yazı ve Dinleri”- sayfa 16) kitabında şöyle yazar: “Magiler (Zerdüşt ve Mazda rahipleri) dini kitaplarını gökten indirdiği inanılan Abraham’a (Hz. İbrahim) atfederler.

Hindu tanrısi Brahma ve eşi Saraisvati ve Yahudi Abraham ve eşi Sarai arasında tesadüfün ötesinde bazı dikkat edici benzerlikler vardır. Bütün Hindistan’da Brahma’ya ait sadece bir mabet olmasına rağmen, bu mezhep Hindistan’ın üçüncü en büyüğüdür.

Meksikalı yazar Tomás Doreste, “Moisés y los Extraterrestres” kitabında şöyle yazar: “Voltaire Abraham’ın Hindistan’ı terk edip öğretilerini dünyaya yaymak isteyen sayısız Brahman rahiplerden biri olduğunu inanırdı

Brahma adı Hindistan’da çok saygındı ve etkisi Fırat ve Dicle nehrine dek yayılarak İran’a sarılmıştı. Farsiler Brahma’ya sahip çıkıp uyarladılar. “Farsiler aynı Yahudiler gibi İbrahim’i kurucuları olarak kabul ediyorlar. Dolayısıyla bütün kadim tarihlere göre Farsiler, Yahudiler ve Araplar Abraham/İbrahim soyundandır (sayfa 85)… Abraham’ın babası Terah’ın aslında Keldani, Kaldi ve Kuldili doğu şehri Ur’dan gelip Mezopotamya’da yerleştiği yazılmakta.Abraham hikayesinin üçüncü şekli onu bir “Nuh tufanina çevirir. Abraham’ın Hindistan’ı terk etmesi bir tufan veya selden olduğunu biliyoruz.

tevrat (Joshua 24:2-3) “… İsrail’in Rabbi şöyle der, atalarınız, hatta Abraham ve Naçor’un babası Terah bile eskiden tufandan önce yaşadılar ve başka tanrılara hizmet ettiler. Ve babanız Abraham’ı tufandan aldım ve Kenan ülkesinden geçirdim.”

Yaklaşık olarak M.Ö. 1900 yılında şiddetli yağmur ve depremler kuzey Hindistan’ı parçaladığında hatta İnduz ve Saraisvati nehirlerin yönlerini değiştirdikten sonra bazı Hint gruplar tarafından Brahm kültü Orta Doğu ve Yakın Doğu’ya aktarıldı. (goruldugu gibi sumerlerin gilgamis destaninda ki tufan hikayesi butun dinlere girmistir)

Hint halkının insanları nasıl sınıflandırdıkları konusunda işte bir örnek: Hükmeden sınıfa Kasis (Kasitler), Kuşi (Kuşitler), Kazaklar (Rus askeri sınıf), Kaiser ve Sezarlar (Roma hakim sınıfı), Hatiya (Hititler), Kutit (Hititçe’nin bir lehçesi), Kathay (Çin liderleri), Kaşitıl/Kaşikeh (Azteklerde), Kaşikhel/Kişeh (Mayalarda) ve Keşuah/Kuş (İnkalarda). Suryaniler, İngilizce’de Assyrians, İspanyolca’da Asiros, Hindistan’da Asuras eya Ashuras, Sümer ve Babil’de Aşuriya, Asuriya, Arabistan’da Asir, İranda Ahura, Meksika’da Sure vs. Bunlara Surya’ya (güneş) tapan halklar.

Tabii ki bu dinin yaygın olduğu yerlerde ülkelerinin gerçek adları ne olursa olsun “Suryaniler” olarak bilinirdiler.

“Arap tarihçileri de Brahma ve ataları Abraham’ın aynı kişi olduğunu öne sürürler. Farsiler (İranlılar) genelde Abraham’a İbrahim Zerdüşt derler. Kirüs Yahudi dinini kendi diniyle aynı olduğunu kabul ederdi. Hindular Abraham’da veya İsrailoğlular Brahma’dan gelmiş olmalıdır.” Abraham gerçekten Hindu tanrısı Ram mıydı? Ram ve Abraham muhtemelen ya aynı kişiydi veya aynı kavimdendi. Brahm kelimesinin de “Ab-Ram”dan geliştiği de düşünülebilir, ama tersi değil.

Ram ayrıca da İbranice’de “yüksek makamlı lider veya hükümdar” anlamına gelir. Sankritce’de kelimenin onune gelen A degil anlaminda kullaniliyor…asosyal,gibi.dikkat ederseniz brahman’in basina koyulan A ile Abraham yani İbrahim peygamber olusuyor..yani o bir brahman degil artik gibi)

Vedic Age’de çıkan “Traditional History From the Earliest Times” (“En Erken Devirlerden Geleneksel tarih”) makalesinin yazarı Hint tarihçi A.D. Pusalker, Ram’in M.Ö. 1950 yılında hayatta olduğunu yazıyor, bu da Hint-İbraniler ve Hint-Arilerin Büyük Tufandan beri Hindistan’dan Orta-Doğuya göçü gerçekleştirdikleri döneme rastlar.

“Kabe’deki tapınakların biri de Hint Yaratıcı Tanrı Brahma’ya adanmıştı, bundan dolayı İslam’ın eğitimsiz peygamberi Muhammet onun Abraham’a adandığını iddia etmişti. “Abraham” kelimesi Brahma kelimesinin yanlış telaffuzundan başka bir şey değildir.

Abraham kelimesi Sanskirtçe’de Brahma’dan kaynaklanır. Brahma’nın kökeni “Brah”tır ve büyümek, sayı olarak çoğalmak anlamına gelir. Ayrıca, Hinduizm’in Yaratıcı Tanrısı Brahma’nın İnsanların Babası ve bütün tanrıların en yücesi olarak kabul edilir. Çünkü bütün varlıklar ondan zuhur etmiştir. Burada yeniden “Yüce Baba” anlamına rastlarız. Bu açıkça Abraham’ın semavi baba Brahma olduğunu açıkça ima eder.

Çin dahil, dünyada Ram’ın dini fikirlerinden etkilenmeyen yoktu. Örneğin, Hıristiyanlar ve Yahudiler Muhammet’in öğretilerini Yahudi kaynaklardan kopya ettiği konusunda beyinleri yıkanmıştır. Oysa, Muhammet’in zamanında Ram veya Abraham’ın ilahiyatı bütün dini mezheplerin temelini oluşturuyordu. Muhammet’in tek yaptığı şey bunları kimsen putperestlikten arındırmaktı.

“… Mekke Mabedi Hindistan’dan gelen Brahmin misyonerleri tarafından kurulmuştu. Muhammed’in zamanında kutsal bir yerdi ve ölümünden sonra bir kaç asır oraya haça gitmelerine izin verildi. kabe’nin peygamberden çok önce kutsal bir yer doluğunu inkar edilmez bir gerçektir.”

Brahminler eski kitaplarındaki kayıtlara dayanarak Mekke şehrinin Hindistan’dan gelen bir koloni tarafından kurulduğunu söylerler ve sakinleri en eski devirlerden beri onun Agar’ın oğlu İsmail tarafında inşa edildiğini söylerler. Bu şehre İndus dilinde İsmailistan denilirdi.”  Muhammed’in zamanından önce, Arap halkının Hinduizmine Tsaba denilirdi. Tsaba veya Saba “Tanrıların Meclisi” anlamına gelen bir Sanskritçe kelimedir. Tsaba ayrıca Işa-ayalam (Şiva’nın Mabedi) denilirdi. Müslüman kelimesi Moşe-ayalam (Şiva’nın Mabedi) Sabaizm’in başka bir adıdır. Kelime şimdi İslam olarak kısalmıştır. Muhammet kendisi Kureyşi kaviminin bir mensubu olarak ilk başta bir Sabaist’ti. Tsabaistler Abraham’ı bir tanrı olarak görmezlerdi. Onu bir avatar veya Tanrı tarafından seçilmiş bir öğretmen, Avather Brahmo (yeraltı dünyanın yargıcı) olarak kabul ederlerdi.        İsa’nın zamanında Arapların ve Yahudiler’in dilleri, dini simgeleri ve gelenekleri hemen hemen aynıydı. Eğer  zaman makinesi ile geçmişe dönsek, çoğumuz Yahudi ve Araplar arasında fazla fark görmezdik. Tarihi kayıtlara göre İsa’nın zamanında Araplar putlara taparlardı. Alt tabaka ve kırsal Yahudiler için de aynı şey geçerliydi. (1)

Brahmanın kelime anlamı dünyanın özü, evrensel ruh, mutlak olan demektir.. Kutsal kitaplardaki tanımlara göre ise Brahman :

En Yüce olan ve En Derin olan O

O, herşeyin yapandır, herşeyi yaratandır

Yüce ve yok edilmezdir, ne doğmuştur ne de doğurmuştur.

Muhammed’in yaptığı ise, gerçekten Hindistan kültür göçleri-işgali evveli ata tanrı El-İlah yerine Rahman’ı kabullendirmek… Elbette ilk dönemlerde etrafındakiler yadırgamasın diye Al lah ya da El İlahı öne sürdü.. Ne zaman taraftarı oldu, o zaman aklında ki öze döndü.. Brahman a ya ni Rahman a..

Muhammed in Rahman isimli bir tanrıya inandığını, bu tanrı düşüncesini Suryacılığın merkezlerinden biri olan Güney Arabistan’dan aldığını düşünmememiz için hiç bir sebep yoktur. Nitekim Rahman Allah’tan bağımsız olarak çok sık olarak kullanılmakta ve insanlar Rahman’a ibadete çağrılmaktadır.

Ama Muhammed’in düşündüğü gibi gitmemiştir olay.. Eskiden benri tanıdıkları Al lah ismini kabul eden Müslümanlar bir müddet sonra Muhammed’in Rahman dan bahsetmesi üzerine isyan etmişler ve kurtarıcı ayet inivermiştir..

İsra 110 . De ki; İster El İlah deyin ister Rahman! Ne derseniz deyin, en güzel isimler Onundur. Onu anarken sesini yükseltme, fazla da kısma, ikisinin arası bir yol tut.

İsra 111. Doğurmayan, eşi benzeri olmayan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan El İlah’ı bil ve Onu Ona yakıştığı gibi an. (2)

KABE TAPINMASI…HAC İBADETİ

İslam inancında ki en değerli put Kabe bir Güneş tapınağı olarak yapılıp kullanılmıştı. 956 yılında ölen ünlü islam hadisçisi Mes’udi “Mürucu’z Zehep” adlı eserinde, 7 yıldız adına yapılan, Dünya’nın en büyük tapınaklarını sayarken, Kabe’nin de adını anar: “El Beyt’ül Haram (Kabe), geçen çağlar boyu hep saygı görmüştür, çünkü o Zühal (Satürn) Evi’dir.” Ne var ki, yine Mes’udi’nin verdiği bilgiye göre, Güneş tapınakları dörtgen olduğuna göre, Kabe de Zühal yıldızı için değil, Güneş için yapılan bir tapınak olsa gerektir.

İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev, Mekke’de bulunan mübarek ve alemler için hidayet kaynağı olan Kabe’dir” (Al-i İmran, 3/96) buyurulur.insanlık yaşına göre ibrahim yakın zaman şehir efsanesidir ve dünki çocuktur..buradaki çelişkiyi gören ulema tek kelimesi değişmez denilen ayette küçuk bir değişikliğe gitmiştir..

Hz. Peygamber, Ashab-ı Kiramdan Ebu Zer (r.a)’in sorularına cevap olarak yeryüzünde ilk inşa edilen mescidirı “Mescid-i Haram“, ikinci inşa edilenin”Mescid-i Aksa” olduğunu ve bu ikisi arasında kırk yıl süre bulunduğunu beyan buyurmuştur (Buhârî, Enbiyâ. 10).

diyanet meali ali imran 96da kabe icin ilk  ibaresi kullanilirken  elmali hamdi yazir’in tercumesinde ilk mabed diye gecer..adem’den beri islam varsa, orasi ilk ev degilde ilk kutsal mekansa ve bunuda yapan ibrahimse, ibrahimden onceki peygamberler haci olmamislarmidir? üstelik mekke diye geçmez bekke diye geçer.islamcılar ismin değiştiği savını öne sürerler.mekke  ile bekke’nin farklı yerler olabileceğini düşünmezler.buna aşağıda değineceğim.

İbrahim peygamber’in tevratta bahsi çok gecer. tevratı  incelediğimizde kabe ile igili bir bilgiye rastlamıyoruz.tevrat değiştirilmiştir yalanı hafif kalıyor.ağlama duvarını savunan ve sahiplenen museviler çok deger verdikleri ibrahimin kutsal mabedini neden yok saysınlar..üstelik kabeyi savunan bir islam henuz gelmemişken..

http://ateistplatform.ipbfree.com/index.php?showtopic=5124&hl=Kabe linkinde orcagada isimli katılımcı arkadaş bu konuda bir çalışma yapmış..takip etmenizi öneririm..bir alıntı yapayım buradan..

Elimizdeki Eski Ahit el yazmaları Muhammed’in zamanından 600 seneden daha eskidir. Ve onlarda İbrahim’in Mekke’ye ya da Arabistan’a gittiğini okumuyoruz. Muhammed’den önce kimse ‘İbrahim Arabistan’a gelip, Kabe’yi kurdu’ teorisini ortaya atmamıştı. Muhammed’den 600 sene önce kişilerin daha Arapların peygamberi’nin ortaya çıkacağından haberleri yoktu. Nasıl o zaman kendi kutsal saydıkları kitabını değiştirmeye ihtiyaç duysunlar?

Tarihe bakarsak, Mekke’deki Kabe ilk olarak İsa’dan önce 60 senesinde Romalı bir tarihçi olan Diodorus’un kitaplarında geçiyor. Onu ‘bütün Araplar tarafından büyük saygı gören bir putevi’ olarak anlatıyor.

İbrahim İsa’dan 2000 sene önce yaşadı. Bütün bu zaman içide bir kere olsun, tarihçiler Mekke’deki Kabe’yi anlatmıyorlar. Mesela, “tarihçilerin babası” olan Yunanlı Herodot İsa’dan 440 sene önce İran’ı ve de Arabıstan’ı anlatırken, Arapların adetleri ve inançlarından da söz ediyor. Kuran’da geçen Al-İlat putunun adını kullanıyor. Fakat kabe’den hiç söz etmiyor.

Demek ki Kabe, Herodot’un zamanı (İsa’dan önce 430 senesi) ile Flavius’un (İsa’dan önce 60 senesi) zamanının arasında yapıldı. Bütün bunlar gösteriyor ki, Kabe İbrahim’den çok sonra yapıldı.

Abu Dar şöyle rivayet etti:
Ben dedim: “Ey Resulullah! Yeryüzünde yapılan ilk camii hangisi idi?” O da dedi: “(Mekke’deki) Mescidi Haram.” Ve ben sordum: “Ya ondan sonra hangisi yapıldı?”. O da cevap verdi: “(Yeruşalim’deki) Mescidi Aksa”. Ben gene sordum: “Onların yapılmasının arasında ne kadar zaman geçti?” O da, “Kırk sene” diye cevap verdi…
(Sahih Buhari, cilt 4, kitap 55, hadis 636)

Mekke’deki Kabe ne zaman yapıldığı bilinmiyor; oysa Yeruşalim’deki Mescidi Aksa hakkında kesin tarih bilgilerimiz var onu kral Süleyman İsa’dan önce 953 senesinde tamamladı.

Bu hesaba göre, Kabe ondan 40 sene önce, yani 993 senesinde yapılmış olmalı. O da İbrahim’in hayatından 1100 sene sonradır. Bu durumda birisi yanlış söylüyor ya Kuran, ya da Buhari’nin hadisi.

İkisi aynı anda doğru olamaz.

sabiilik güneş, ay ve yıldız gibi gök cisimlerine tapınan bir dindir ve dinlerin en eskisidir. islamiyetten önce arabistan yarımadasında vardı. ibadet tanrı kabül edilen gökcisimlerine karşı yapılırdı. sabii’likten musevi’liğe ve hıristiyanlığa geçen bazı  ritüeller  islamda çok daha belirgindir. örneğin namaz kılma vakti güneş’in konumuna göre yapılır. çünkü en büyük tanrı güneştir. güneşe tapan bir din ile islamiyette bire bir aynıdır.

satur-day : saturn günü, satürne tapınılan günü

sun-day : güneşe tapınılacak gün.

mon-day : ay tapınma günü.

tuesday : mars tapınma günü.

wednesday: merkür tapınma günü.

thursday : jüpiter tapınma günü.

friday : venüs tapınma günü.

Persepolisteki ateş tapınağı

üstteki resim persopoliste bulunan bir ateş tapınağıdır.kabe ile olan benzerliği şaşırtıcı değil mi?

EN’ÂM suresi 141. ayet) O çardaklı ve çardaksız cennet misali bağları, tatları ve yemişleri birbirinden farklı ekinleri, hurmaları, zeytinleri, narları, birbirine hem benzer hem benzemez bir şekilde yaratan hep O’dur. Her biri ürün verdiğinde meyvelerinden yiyin. Hasat ve toplama zamanında hakkını da verin, israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez.

şimdi bu ayette geçen narlar çardaklı çardaksız bağlar,zeytinlikler mekke nin
neresinde,mekke kabe’nin etrafında yapıldığına göre arabistana gidenler bilir
kabe ve mekke nin zemini kayalıklardan oluşur,mekke liler kendi memleketlerinde hiç yetişmeyen,hiç görmedikleri meyvelerin hakkını nasıl
versin,hayatları boyunca görmedikleri meyveleri nasıl yesinler.

MÜ’MİNÛN suresi 19-20. ayet) Öyle iken durdurduk da onunla sizin için hurmalıklar, üzümlükler kabîlinden bağlar, bağçeler yaptık ki içlerinde sizin için bir çok yemişler var onlardan yer ve geçiniriz Bir de Tur-i Sina’da yetişen bir ağaç ki, hem yağ hem de yiyenlere bir katık ile biter.

bu ayette geçen turi sina hz. musa nın allah ile konuştuğu turi sina,
sözü edilen zeytinliklerde burda, turi eteklerinde ,civarında halende
zeytin ağçları var ve filistinlilerin büyük bölümü geçimini burdan sağlar.

İBRÂHİM suresi 37. ayet) «Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem’inin yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler.»

demekki ibrahim37 de bahsedilen beyti harem yani kabe bu kabe değil
burada tek seçenek kalıyor eski kabe şimdiki adıyla mescidi aksa, şuan
mekke deki kabe putperestlerin tanrısı al-lat için inşa edilmiştir, mekke
ve civarında ekin yetişmediğinden insanlar sadece avcılıkla geçimlerini
sürdürüyorlardı,bereketli geçen av sezonu sonunda allata şükranlarını
sunmak için bir fazlasını kesip yoksullara dağıtıyorlardı, bakınız

maide95.Ey iman edenler, siz ihramlıyken avı öldürmeyin. Sizden kim onu kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse, cezası, hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir. Buna da, Kabe’ye ulaşmış bir kurbanlık olarak içinizden adalet sahibi iki kişi hükmedecektir. Veya yoksulları doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir kefaret vardır. Böylelikle işlediğinin vebalini tatmış olsun. Allah geçmişte olanı bağışladı. Ama kim tekrarlarsa, Allah ondan öç alacaktır. Allah üstün ve güçlü olandır, öç sahibidir.

bu ayette açıkca görülüyorki şu anki kabe bereket tanrısı al-lat için inşa edilmiş,buradaki kurban geleneğini sefa ve merve tepelerinde olduğu gibi
muhammet tarafından taraf kazanmak için aynen islama dahil edilmiştir..
zaten muhammetten sonrada putperestler bu geleneklerini muhammete rağmen kısa bir süre daha devam ettirmişlerdir,muhammet yalnızca avlanacak hayvanlar yeni kıstaslar getirmiştir,helal haram kavramı buradan gelmektedir,kabe nin isminin av hayvanları kurbanlıklar ile anılmasının nedeni budur…

sefa ve merve dışında kabe hakkında da çelişkiler var, bakınız

ali imran suresi 96. ayet İnne evvele beytiv vüdia linnasi lellezi bi bekkete mübarakev ve hüdel lil alemin” * *çevirisi
Doğrusu insanlar için kurulan ilk ma’bet, kesinlikle Bekke’deki o çok kutsal ve bütün alemlere hidayet olan İbadet Evi’dir

şimdi muslümanlar bekke, mekke nin eski adıdır diyorlar,ancak ne eski bizans nede eski roma haritalarında mekke bekke diye geçmez, sanki bu bekke başka bir yermiş gibime geliyor, bakınız

ali imran 97-Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim’in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev’i haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de inkar ederse, şüphesiz, Allah alemlere karşı muhtaç olmayandır.”

şimdi bu surede sözü edilen yer eğer kabe ise kabe 10 kişiden fazla almaz
o yüzden bekke diye 96. surede sözü edilen yer sanki bana üslümanların kudusdeki ilk kabesi gibi geliyor,çünkü kudus’deki mescidi aksa toplam
alanı 4100 m2, yani basit bir hesapla 4500-5000 kişi alır, ki bu buna
göre hacılar yanlış kutunun etrafında dönüyor bence. (3)

Ayrıca Kabe eldeki kanıtlara göre İbrahim peygamber tarafından yapılmamıştır,Yaklaşık MÖ. 800 lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Kabe bu tarihten sonra paganlar tarafından “Al-ilah ın evi” olarak anılmaya başlanmıştır (A Guide to the contents of Quran Faruq Sherif, Reading, 1995, pgs. 21-22., Muslim).

aklima gelen bir soruyu sormadan gecemeyecegim..yasamin her kesitinde haremlik-selamlik uygulamasina sahit oluyoruz..dugunlerde, bayramlar,aile gezmelerinde, dini torenlerde, cenazelerde hatta siyasi toplantilarda..kadin ve erkegin uzak yasamasi islam gelenegi denilebilir..o zaman hac’ta tavaf ederken kadin ve erkek yanyana..tanimadiklari erkekle omuz omuza, soylemeye dilim varmiyor, sirt sirta…

o zaman aklima su hadis geliyor…

Peygamber’in arkadaşlarından Cabir şöyle anlatır: “Biz Mina’ya giderken zekerlerimizden meni damlıyordu” (kaynak: Buhari, Hac/81; Umre/6; Şirket/7; Muslim, hac/141; Hadis/1216; Neşe-I Menasik/77; Ibn-I Meca, menasik/77 Hadis/2980; Ahmet Ibn-I Hanbel, Müsned 3/317-366)

dusunun bir kez kisa kollu gomlekle namaz kilmayan sokaga cikmayan muslumanlar, kabede kadin erkek birlikte yari ciplak vaziyette (dikissiz iki parcali elbise) tavaf ediyorlar.

HACER ÜL ESVED

islamdaki putperest geleneğinin en açık örneğidir hacer-ul esved taşı, muhammed’in bu taşı öpmesinin dışında bir bir bilgi yoktur, muhammed’in kendi ağzından bu taş ile ilgili tek kelime geçmez islamda, bu taşın islamdaki yerini ilk muslumanlar dahi kavrayamamıştır.

hz ömer-“İyi biliyorum ki sen sadece bir taşsın, ne zarar verirsin, ne faydan olur. Eğer Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi vesselem seni öpmeseydi benim için hiçbir değerin olmazdı”

Hadis: “Hacer-ül Esved cennettendir. O kardan daha beyaz idi ve müşriklerin günahı onu kararttı.” Hanbel 1/307

Bu hadise göre Hacerül Esved denen taş müşriklerin günahı yüzünden Kabe putperestlerin elinde iken karardıysa, şimdi Kabe Müslümanların elinde olduğuna göre bu taşın beyazlaması gerekir.

Hadis: “Hacer-ül Esved Allah’ın yeryüzündeki sağ elidir. Onunla insanlardan dilediği ile tokalaşır.”Cami-üs Sağır 1/151

Halife Ömer: “Seni rasullullahın öptüğünü görmeseydim asla öpmezdim” dediği bilinmektedir. Hacerül Esvedin ne zaman, nereden ve nasıl geldiği bilinmemekte sadece rivayetler ileri sürülmektedir. Ama bu rivayetler hakkında İslamcılar arasında mutabakat yoktur.

hacıların hacer ul esvet’e el sürmeleri, öpmeleri, medet ummaları, selamlamaları, hatta hac görevinin bir parçası olması putperestlik değilmidir, semavi bir dinde bir taş neden bu kadar değerli.

bu taşın mutlaka bir hikayesi vardı islamdan önce, mutlaka inanları vardı bu taşın. belkide bu yüzden muhammet bu taşa kabe de yer verdi, bu taşın inanlarını kazanmak için, kendi tarafına çekmek için. bu taşın bir göktaşı olduğu çok açık, ilkel insanları hayal edin, günün birinde gökten
bir alev topu düşüyor yakınlarına, insandaki güce tapma dürtüsü harekete geçiyor ve bu taş onlar
için kutsal hale geliyor. belkide karmati ler bu taş yüzünden savaş çıkardı, ve belkide bu yüzden bu taşa yirmiiki yıl kadar el koydular.

bu gün bile hiçbir islam bilginin bu taş hakkında tam bir bilgiye sahip değil, bu taşın kabe’nin köşesine neden iliştirildiği hakkında hiçkimsenin en ufak bir dayanağı yok. iddalar, yalandan masaldan ibaret, bir çok islam bilgini bu taşın cennetten gelme olduğunu idda ederken, bir çoğuda ibrahimin kabe yi inşa ederken iskele niyetine bu taşı ayağının altına koyduğu için kutsal olduğunu idda ediyorlar.

semavi bir din iddasındaki bir dinin, bu kadar sembollere takılıp kalması, onları kutsal sayması değer vermesi, ötesi tapması düşündürücü, buda gösteriyorki islam inanlarıda diğer dinlerdeki gibi eski dini geleneklerinden vazgeçememiş, yeni inanış biçimlerine adapte edip inanmaya devam etmişlerdir.(3)

Arkeolojik araştırmalara göre, Kabe, Ay Tanrısı olan Allah’a tapınmak için yapılmıştır.Lat (Kabe) güneş tanrısıdır ve ay tanrısı Allah ile evlenir.Lat putu güneş için yapılmış bir bereket tarıçasıdır,El Lat Allahın dişili olarak doğurganlığı vardır ve üreme organı Hacerul Esved bu doğurganlığı simgeler.

Hacar ül esved başında tapınan bir müslüman…tapınağın formuna dikkat edin..

ŞEYTAN TAŞLAMA

 

diğer iki dinde şeytan ruhani ve tek dir, oysa islamda üç şeytan vardır ve
üçününde mezarı vardır, islamdaki üç şeytan dan ikisi büyük put allat’ ın
kızları, tanrıça uzza ve menat’ dır, diğer küçük şeytan hubel dir.
muhammet önceleri uzza ve menat’a secde ederken daha sonra vazgeçip
yalnızca allat’a secde etmiş ve tapmıştır, uzza ve menat’ı şeytan ilan edip
şuanki şeytan taşlama yerindeki heykellerini yerle bir edip oldukları yere
gömüp kazık benzeri bir taş dikdirmiştir üzerlerine.

Res’mde şeytan taşlama ayini..Müslümanların şeytan diye nereye taş attıklarına formuna dikkat edin..Taşladıklarıda bir taş.. daha sonra taşlari yerli yerine oturtacağız..

muhammete göre menat ve uzza tanrıça değil, kureyş halkını ve tanrı allat’ı kandırmış birer şeytandılar,hatta bir ara kendisini bile kandırmaya çalışmalarını şu ayette yer verir.

isra 73 Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını Bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.

ve onları parçalamak için şu ayeti uydurur

isra76.Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

ancak muhammete göre uzza ve menat hiç rahat durmayacaklardı,artık
onlar allat ve muhametin düşmanları idi. muhammet yandaşlarını kendi
taraflarına çekmek için kadın kılığına gireceklerdi. muhammet mekkeli
kadınlara şeytanlardan korunmak için örtünmelerini şu ayet ile emretti

araf 27 Ey Adem Oğulları! şeytan ana ve babanızı, avret yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini soyarak nasıl cennetden çıkardıysa, sakın size de bir fitne (tuzak) kurmasın. Çünkü o da, kabilesinden olanlar da sizi, sizin kendilerini görmeyeceğiniz yerlerden muhakkak görürler. Biz şeytanları, iman etmeyenlerin dostları yaptık”

muhammet yandaşları mekke de saçı yada topuğu, yada biraz daha fazla avret yeri görünen kadınları, içine şeytan girmiş diye şuanki şeytan taşlama yerlerine getirip, uzza ve menat’ın kazık biçimindeki mezar taşlarına bağlayıp taşlamaya başladılar, onlara göre ölenler, ruhlarını
şeytan terketmeyenler, sağ kalanlar ise azda olsa allat için imanlı oldukları için şeytan onları terketmişti. bu uzza ve menatın mezarlarında kadın taşlama yani recm, yada bir başka adıyla şeytan çıkarma yakın bir tarihe kadar devam etmiş, daha sonra yerini sembolik taşlamaya bırakmıştır. ancak bununla birlikte gelişen islamdaki recm olayı halen devam etmektedir. (3)

SABİİ’LİK

semavi (göksel) dinlerde ki benzer ibadetlerin esin kaynagi sabii’lik mi ve sabii’ler kimler?

sabiilik en eski dinlerden biri olarak bilinir…sabiiligin ibadetleri museviliğe, hıristiyanliğa ve islama nasil geçmistir, nedir bu ibadetler.. sabii’lik deyince hinduzm, diğer adıyla brahmanizmi unutmamak gerekir. kendilerini ezeli ve ebedi din veya baki din diye adlandırırlar.

Ibn Hazm ise, “El Fasl” adlı eserinde Sabii’leri şöyle anlatıyor: “Yedi yıldıza ve 12 burca saygı göstermek gerektiğini söylerler ve bunların suretlerini (resimlerini, heykellerini) tapınaklarında bulundururlar.. Ramazan ayında da oruç tutarlar. Namazlarında, Kabe’ye, El Beyt’ül Haram’a dönerler. Mekke’ye ve Kabe’ye saygı gösterirler.”

turan dursun formlarında bu konuda sevgili pante  muhammedin islam öncesi inanci icin bakalım neler söylemiş…

Muhammed, başlangıçta annesi, babası, dedeleri, amcaları ve diğer tüm yakınları gibi putperestti.
Hatta babasının asıl adının ‘Abdullat’ yani ‘Lat’ın kulu’ olduğu, İslamcıların bunu ‘Abdullah’ olarak değiştirdiği rivayet edilir. Kabe’nin ve putların bakım-temizliği görevi dedesi Abdülmuttalip’in elindeydi. Kabe görevlerini elinde tutmak bir iktidar mücadelesi gibiydi ve büyük çekişmeler sonucunda elde edilebiliyordu. Bu görevin hem kutsal bir yanı hem de kazanç yanı vardı.Muhammed de putlar için epey emek harcamış, ter dökmüştür.

teolojik çalışmalarına çok değer verdiğim Pante’nin duşünceleri  turan dursun’un gorüşleri ile örtuşüyor..

 

Edip Yüksel, Hz.Muhammed’in 40 yaşına kadar Kureyş Aşireti gibi Sabii olduğunu, İslam’ın ibadet şeklini Sabiilikten aldığını ifade etmektedir.

Turan Dursun ve İlhan Arsel, belgelerle sabii dininden olan ibadetlerin; namaz, oruç, ezan, abdest, bayram, boy abdesti ve kurban kesmenin, Sümer kaynaklı olan Sabii dininden  alınma olduğu anlatılmaktadır.

 

Kuranda sabii’lik ile ilgili  3 ayet geçiyor

2:62 – Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir.

5:69 – Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan kim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve güzel amel işlerse, onlar için bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.

22:17 – Şüphesiz o iman edenler, yahudi olanlar, sabiîler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar, ateşe tapanlar ve (Allah’a) eş koşanlar (yok mu?) Allah, kıyamet günü bunların arasını şüphesiz ayıracaktır. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla görüp bilendir.

kimdir SABİİ’ler..kuranda hıristiyan ve musevilerin isimleri onlarca kez geçerken sabii’ler,  neden üc ayetle geçistirilmistir.

islam alimleri  kendi aralarinda karar verememişler. onlara gore sabii’lik;

* yildizlara,aya,gunese tapanlar

* meleklere tapanlar

* nuh peygamberin dinin olanlar

* yahudilerle hristiyanlarin arasinda kalan bir dine inanalar

* hristiyanlarla zerdustler arasinda kalan bir dine inananlar

* bir dinden digerine gecenler

* bir kesim, yahudiler

* bir kesim, hristiyanlar

* dinsizler

okuduklarımızdan edindiğimiz bilgiler sabii’ligin güneşe, aya ve yıldızlara tapan bir din olduğunu ortaya koyuyor, kurandaki ay yıldız ve güneşin çok işlenmesi, namazin güneşin hareketine göre ayarlanması,ay hareketine göre orucun 29 veya 30 gun tutulmasi bunun bir göstergesidir.

Hint dini brahmanizmde  ise oruç 40 gündür..

muhammede sabii denilmesinin bir anlami yildizlara tapmasi, sonra bundan dönmesi olabilir..

kuranin vahiy olmadigi, insan agzindan ciktigi belli degilmi…kuran muhammedin sozleri…ve muhammedin aya, gunese, yildizlara, geceye, gunduze yeminleri eski kutsallarina olan aliskanliklari..

kuranda kamer (ay) ve sems (gunes) sureleri var..yuzun uzerinde gunes, ay, yildiz ayetleri var..

yukardaki ayetlerde gordugumuz yeminleri ve kuranda gunesin hareketlerin kaynaklanan (gunes,ay,yildiz,aksam, gece,gunduz,tanyeri,) olaylari kurana sokmasi..

bunlar yetmiyormus gibi birde sabii’lik ve yildiz tapinmalarinda olan ibadetleri islama sokmasi muhammedin bir gunes kultu inaniri oldugu dusuncesini doguruyor.

NAMAZIN KÖKENİ,

From Hindi नमस्कार / Urdu نمسکار namaskār < Sanskrit नमस्कार namaskāra, from namas: “to bow”, “obeisance” and kāra: “action”.

Interjection: namaskar

respectful greetings

Noun Singular, namaskar….Plural, namaskars

namaskar (plural namaskars)

(Indian) The use of the greeting in which you put your hands together and then bow slightly.

etomolijide namaz kelimesinin  hintlerin edebi dili olan sanskrit’çeden geldiğini görmekteyiz.…

Sanskritçe Surya ‘güneş’ Namaskara ise selamlama  demektir.

Surya Namaskara güneşle selamlama anlamına gelmektedir. Surya Namaskara bedende akan güneş enerjisinin canlandırma tekniğidir. Güneş ruhi bilinç simgesidir.surya namaskar bugun hala hintlilerin güneş tapımı.

Hrıstiyanlık ve musevilikte namaz olmadıgına göre bu rituel hindulardan islama gecmiştir…

http://video.google.com/videoplay?docid=198968031165287678

bu linkte surya namaskar (güneş tapımı) görülebilir.

http://www.youtube.com/watch?v=rxBIPlYRojw

http://www.youtube.com/watch?v=wipq7vp-2Jg&feature=related

Bu son linkte hacer ül esved benzeri bir taşi müslümanlar gibi öptüklerini göreceksiniz.

Diğer linklerde  hintlilerin güneş tapımını, rüku ve secdeyi izleyebilirsiniz.

Araplar İslamiyet öncesi dönemde Kabe’deki 360 tane put arasından en yükseği, en güçlüsü olarak ay tanrısını görüyor ve buna Al-ilah  diyor, ellerini iki yana açarak ona dua ediyorlardı. İngilteredeki British Museumun Babil Bölümü B kısmında bulunan aşağıdaki heykeller arap paganlarının bu inancını gösteren önemli bulgulardandır:

Arapçada “ilah” olan tanrı kelimesi İslamiyetle beraber “Allah” a dönüştürüldü.(Southern Arabia, Carleton S. Coon, Washington, D.C. Smithsonian, 1944, p.399) Ay tanrısı Al-ilah erkek kabul ediliyordu ve dişi güneş tanrıçası ile evliydi. Üç kızı vardı. Bunların adları Al-lat, Al-Uzzat ve Al-Menat idi:

Aşağıda ki resim British Museum’dan. İslam öncesi arap inanışlarını çok güzel özetliyor. Solda Allahın kızları Lat, Uzza ve Menat, sağdaki erkek figürü ise Allahı simgeliyor.

Al-ilah disi gunes tanricasi ile evliydi. kizlari al-lat, al-uzzat, al-menat

Muhammed, şeytan ayetleri diye bilinen olayda önce bu Lat, Uzza, Menat adlı tanrıçaları gaf yaparak övmüş, “gördünüz mü lat’ı, uzza’yı, menat’ı; işte bunlar yüce turnalardır, şefaatleri de elbette ki umulur.” şeklindeki ayeti kurana koymustur.
“şeytan ayetleri” diye ünlenen sözlerin önce kuran’a ayet olarak sokulduğu, bu sözlerde “lat, uzza, menat” adlı tanrıçalar övüldüğü için putataparların, peygamber ve inanırlarıyla birlikte secde ettikleri olayı çeşitli kaynaklarda yer alır.ancak daha sonra pişman olmuş ve o sözleri kendisine şeytanın söylettiğini öne sürmüştü.

isra suresi 73. ve 75. ayetleri:
“ey muhammed! seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırıp daha başkasını ileri sürerek bize iftira etmeye sürüklüyorlardı nerdeyse. o zaman seni dost bulacaklardı. eğer seni pekiştirmiş olmasaydık, andolsun ki, onlara eğilim gösteriyordun, az kalsın. o zaman sana, yaşamı da , ölümü de kat kat azab biçiminde tattırırdık. sonra da bize karşı bir yardımcı bulamazdın.”

Çeşitli Arap kabileleri aslında bu ay tanrısına değişik adlar veriyordu bunlardan bazıları Sin, Hubal ve Kureyşte Al-ilah. Dilbilimciler “Allah” kelimesinin “Al-ilah” tan türediğini söylerler.(İslam Muhammed and His Religion, Arthur Jeffery, 1958, p 85, Muhammad at Mecca, W. Montgomery Watt, 1953, p 23-29)

Muhammedin babasının adı Abdullah, arapçada “Allahın kulu” anlamına geliyordu ( abd= kul, ullah=allah)

İslamiyet öncesi arap paganlarının (müşriklerin) ilginç gelenekleri vardı. günde dört veya beş vakit namaz (salat) kılarlar, şeytan taşlarlardı. ( Is Allah the Same God as The God of Bible?, M. J. Afshari, p 6, 8-9, İslam, Beliefs And Observances, Caesar E. Farah)

Arap müşriklerinin namazdan önce bugünkü İslamiyet dünyasında olduğu gibi abdest alma gelenekleri de vardı..Burunlarına su çekerlerdi, ellerini dirseklerine kadar yıkardı bunlar eski pagan Arapların abdest alma şekliydi. Bu gelenekler yahudi ya da hristiyan kültürlerinde yoktur

Bunları izleyen müslüman arkadaşlar bu tapınmaların islamdan alındığını söylemesinler..islam dini onların yanında dünki çocuk..

İslam inancında cennete gitmenin lokamatif ibadeti olarak namaz tapınması olarak gösterilmis. Namazı cennetin anahtarı olarak görülmüşür.

Buna ragmen namaz vakitleri  1400 yıldır tartışılıyor..6236 ayet var, namazı net olarak anlatanı yok.aynı allaha, aynı kitaba, aynı peygambere inanıyorlar,farklı farklı namaz kılıyorlar. Sunniler 5 vakit, şii’ler 3 vakit, aleviler hiç kılmıyor.Cuma namazı kuranda yok, neden kıldığını bilmiyor..tek tehber kuran diyor, bütün ibadetlerini hadislere göre yapıyor.yeni trend ise işine gelmeyen hadise sahih değil demek. mükemmel oldğunu söylenen kuran namaz en önemli ibadet sayılan namazın rekatlarını bile net bir şekilde ortaya koyamamış. yeteri kadar açık olmamış ki müslümanlar anlamıyorlar. allahta kuranda bas bas yemin ediyor andolsun apaçık kitaba diye.

bu yüzden birbirlerini kan gölünde boğuyorlar,kanlı elleri ile müslümanlar kardeştir sazını çalıyorlar.

Oysa vatan borcu olan askerliği yapmanın mükafatı yoktur.

Onurlu, ahlaklı, erdemli olanada mükafat verimez..hatta kaybedenler hep onlar olurlar..

Ben birine yardım edince hiç bir mükafat beklentim yoktur…müslümanlar ise yaptıklarının karşılığını beklerler. Yardımları onlara cennet ve huri olarak dönecektir.yapılan her iyilik allahın rızasını kazanmaktır.iyilik ancak müslümana yapılır.insanlık adına yapılan bir eylem değil.

İslam dini tapın bana cennette yerin hazır diyen al gülüm ver gülüm bir dindir.

İslam özgün bir din değildir..kendinden önce gelen diger dinler, mitolojik ve pagan dinlerinden devşirmedir.

muslumanlikta; namaz abdestiyle, boy abdestiyle taharet var.sabiiliktede var

muslumanlikta vakit namazlari var 5 vakit

sabii’likte de vakit namazlari var ucu farz 6 vakit

muslumanlikta ve sabiilikte cenaze namazlari ayni

her ikisindede vakit namazlari benzer,

her ikisindede oruc vardir

her ikisindede nafile orucu vardir.

her iki dindede ramazan bayrami var.

kurban her ikisindede var

her ikisininde ibadethaneleri var,

ve ikisindede hac vardir..

kisacasi her iki dindede ibadetler gunesin hareketlerine gore duzenlenir..

Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti (namazda okunan) Kur’an’ı, işte o, şahid olunandır. (İSRA SURESİ / 78)

Güneşe ve onun parıltısına andolsun, (ŞEMS SURESİ / 1 )

ORUÇ

 

Turan dursun din bu 2 adli eserinde bakalim ne diyor..

orucun kökeni: güneşe tapma
“..ibrahim peygamber, yıldızı görür, yıldıza , “tanrım” der; ay’ı görür, ay’a “tanrım” der. güneş’i görür, güneş’e “tanrım” der. bu gökcisimlerinden güneş’i daha büyük ve daha parlak görünce, “işte tanrım budur, bu daha büyüktür” diye konuşur. ne var ki, “tanrı” dedikleri batınca, onlara “tanrı” demekten vazgeçer. ibrahim peygamber önce yıldızdan, sonra ay’dan en sonunda da güneş’ten vazgeçer. kur’an’ın en’am suresi’nin 76, 77 ve 78. ayetleri böyle anlatır, ibrahim peygamber’in “asıl tanrı”ya dönüşünü. (turan dursun, bkz din bu2)

 

Süryanilerde Ninova orucu:M.Ö. 862 yılında Ninova halkının, Tiğlatpalassar döneminde, Ninova’da gerçekleştirdiği gerçek tövbeyi örnek alarak, kilise bu orucu tutmaktadır. Kilisede oldukça eskidir, hatta Mor Efem de (373) ondan bahsetmektedir. İlk dönemlerde 6 gün tutulurdu.

Oruç bilindiği gibi hristiyanlıkta da vardır fakat “belli bir ayda oruç tutma” geleneği Arap paganlarının eski bir geleneğiydi.

İncil de Hz. Isa ilk görevlendirildiginde 40 gün oruç tutuyor bu oruc sonrasi seytan onu denemek icin sunlari söylüyor.

mat/4/1 Bundan sonra İsa, İblis tarafından denenmek üzere Ruh aracılığıyla çöle götürüldü.

mat/4/2 İsa kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra acıktı.

mat/4/3 O zaman Ayartıcı yaklaşıp, “Tanrı’nın Oğlu’ysan, söyle şu taşlar ekmek olsun” dedi.

SÜNNET

Muhammedin yaptıklarını tekrarlamanın islamdaki adı Sünnet’tir.Penisin ucundaki kabuğu kesip atmanın adı da sünnet…Oysa muhammed’in sünnet olduğuna dair hiç bir kanıt yoktur islam kaynaklarında.Böyle bir kanıt olmayınca  muhammedin doğustan sünnetli olduğu öne sürülür..

Allah insanı mükemmel yarattıysa penisin ucundaki fazlalık neyin nesidir diye sorma gereği duyuyorum.

 

İslam öncesi putperest araplara çeşitli tanrılara tapmaktaydılar.Bunlardan biride  ay tanrısının eşi, güneş tanrıçasıdır.insan korkak bir canlıdır. Korkularını adak ve kurban adayarak en aza indirmeye çalışmıştır.

(yazı tam olarak bitmiş değildir..ilavelerim olacaktır)

KAYNAK:

(1) Hazırlayan Gene D. Matlock, B.A., M.A.

Türkçe’ye Tercüme Eden: Kemal Menemencioğlu ve http://www.hermetics.org sitesine çalışmalarından dolayı teşekkür ederim..

(2) http://islamiyetgercekleri.wordpress.com/islamiyet-ve-gunese-tapim

(3) www.turandursun.com sitesi forumlarından alıntı


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.